Yediğim ya da içtiğim şeylerin son kullanma tarihine bakmak aklıma gelmezdi. Zehirlensem de çok sorun olmazdı zaten. İnsanların isimlerini hatırlayamadığım için sadece gülümser ilk sokaktan dönerdim.
Şarkıları bazen sadece hatırlattıkları güzel diye seviyorum. Çoğunu.
Bazı yolları, yolu uzatsalar da kullanıyorum. Zamanım varsa yürüyorum zaten. Bir zaman sonra tek hissedebildiğim ayaklarımın ağrısı oluyor.
Bazı kitapları, aynı cümlerlerde dolaştığımız için okuyorum. Aynı noktalarda durup, aynı virgüllerde yavaşladığımız için.
Cam kenarı boş değilse binmiyorum minibüslere.
Camdan bakarken de hep seni arıyorum, görmüyorum. Gelip yanıma oturacağını hayal ediyorum. Bir gün. Kulağımda kulaklık, sola bakıp insanları izlerken birden yanımda birini hissedip sana bakacağım ve ellerim titremeye başlayacak. Sesim de öyle. Kekeleyeceğim. Yolculuğun uzun sürmesini dilerken, sadece seni izleyeceğim. Ellerine bakacağım. Soğuksa eğer avuçlarına yaklaştırmışsındır parmaklarını.
Ellerim terleyeceği için üstüme süreceğim. Anlamaman gerek çünkü. Fark ettin mi bilmem, havalar sıcak ve ben bir kış gününü anlatıyorum. Ben de yeni fark ettim de, bakma işte.
Sözlerini bilmediğim bir şarkıya eşlik etmek istiyorum çoğu zaman.
Tanımadığım insanlara merhaba demek gibi. Yalnız oturan bir insanın karşısına oturup saatlerce anlatmak.
Sana merhaba demek. Saatlerce seni dinlemek. Sonra gidişini izlemek.
”Sana aşık olmak çok acı verici olurdu.” demek istiyorum. ”Baksana, her yere adını vermişler. Eğer seni unutması gerekseydi, gerçekten çok zorlanırdı.”
Yapacak uzun bir yolculuğumuz olsaydı sana ihtimallerden bahsedecektim.
Bazı günlere yakışan kıyafetler vardır, renkler, şarkılar, anılar. Sadece belli zamanlarda giyersin, dinlersin.
Sevilmeyecek şeyler vardır, ve sen yastığa sarılıp uyumaya devam edersin.